Güneş Işınları Ve Gözlerimiz

İnsan gözü 400 nm ile 700 nm arasında dalga boylarına sahip ışıkları görür. Dalga boyu küçüldükçe mavimsi, dalga boyu büyüdükçe kırmızımsı renkler görülür. 700 nm’nin üzerinde infrared, 400 nm altında ise ultraviole(UV) yani morötesi radyasyon başlar. UV radyasyon güneş ışınlarının % 5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir.

Diğer taraftan UV ışınlarının çoğu atmosfer tarafından emilmektedir ve çok küçük dalga boyları yeryüzüne ulaşamamaktadır. Bulutlu havalarda emilim daha da artmaktadır. Yeryüzü güneşten gelen UV ışınlarının bir kısmını tekrar geri yansıtır. Toprak ve çimen % 1-5, su % 3-13 arası yansıtırken kar % 88’e kadar yansıma yapabilir. UV etkisi yükseklerde artar, zira filtre edilecek azalmaktadır. Dağcılarda tırmanma sırasında, güneşin sıcaklık etkisinin azalmasına rağmen güneş yanığı olma olasılığı daha fazladır. Dağa tırmananlar ve kar kayağı yapanlar UV radyasyona en fazla maruz kalanlardır.

Uzun süre güneşe maruz kalanlarda halk arasında et büyümesi diye bilinen pterjiyum veya pinguekula gelişebilir. Göz içi lensinin içindeki proteinlerin yapısını bozarak katarakt oluşumuna yol açabilir. Sinir tabakası üzerinde de esaslı tesirleri vardır.

UV ışınlarının tüm bu zararları göz önüne alındığında milyonlarca insanın bundan korunması gündeme gelmektedir.

UV’ den korunmanın en kolay yolu tabiki kapalı alanlarda kalmaktır. Gün içinde açık ortamlarda bulunurken kullanılan özel camlı güneş gözlükleriyle göze gelen UV ışınlarından % 100 oranında korunabilmek mümkündür.